DİYARBAKIR
TARİHİ
Adını nereden
alıyor?

XIII. yy'dan önce bu
yöreye Asur kaynaklarında Amidi, daha sonra Türkler bu yöreye geldiklerinde Romalılar göre Amid, Yunan ve Latinlilere
göre Amido, arapça da Amid denirdi. Bu yüzyılda Kara Hamid sözcüğü kullanıldı. Sonradan buraya Berk adlı
bir aşiret yerleşir, kende Diyor... Berk adını verir. Müslüman Araplar da diyari-Berk derlerdi. Bu sözcü
zamanla Diyarbekir oldu. 1937 yılından sonra yörede çıkartılan bakır madeninden ötürü Diyarbakir,
Diyarbakır oldu. Diyarbakır ve
çevresi tarih öncesi dönemlerden itibaren her devirde namını korumuş, Anadolu ile Mezopotamya, Avrupa ile Asya
arasında doğal bir geçiş yolu, bir köprü görevi yapmış bu nedenle de çeşitli uygarlıkların
tarihi ve kültürel mirasını günümüze kadar taşımıştır.
Güneydoğu Anadolu bölgesinin orta bölümünde, Elcezire denilen, Mezopotamya'nın kuzey kısmındadır.
Yontmataş ve Mezolitik devirlerde, Diyarbakır ve çevresindeki mağaralarda yaşanmış olduğu,
yapılan arkeolojik araştırmalar ile anlaşılmıştır. Eğil-Silvan yakınlarındaki
Hassun, Dicle Nehri ve kolları üzerinde Ergani yakınlarında Hilar mağaralarında bu çağdan kalma
kalıntılar tespit edilmiştir. Anadolu'nun
en eski köy yerleşmelerinden biri olan tarımcı köy topluluklarının en güzel örneğini veren Ergani
yakınlarındaki Çayönü Tepesi, günümüzden 10.000 yıl önceye tarihlenmesi ile sadece bölge tarihimize değil
Dünya uygarlık tarihine de ışık tutmaktadır. M.Ö. 7.500-5.000 yılları arasında aralıksız
olarak daha sonra da aralıklarla iskan edilmiş olan günümüzdeki kent uygarlığının ilk temellerinin
atıldığı Çayönü, insanların göçebelikten yerleşik köy yaşantısına, avcılık
ve toplayıcılıktan besin üretimine geçtikleri "Neolitik Devrim" olarak da bilinen teknoloöjik yaşam biçimi,
beslenme ekonomisi ve insan doğal çevre ilişkilerinin tümü ile değiştiği kültür tarihi ile ilgili
buluşlarda bir çok ilki de içeren canlı ve ilginç bir yerleşmedir. Yabani buğday, mercimekgiller gibi
bitkilerin tarıma alınması, koyun ve keçinin evcilleştirilmesi ile Çayönü bilim dünyasında önem kazanmıştır. Yine Ergani yakınlarındaki
Grikihaciyan Tepesi'nde M.Ö. 5.000 yılları başına tarihlenen "Gelişkin Köy Evresi" ya da Kalkolitik
Çağ olarak adlandırılan Halaf Kültürünün sonlarına tarihlenen tek bir kültür evresi görülmüştür.
Halaf Kültürü, Kuzey Irak, Suriye ve Güneydoğu Anadolu'da görülen yuvarlak planlı kubbeli evleri zengin boya bezeli
çanak-çömleği ile ünlüdür. Diyarbakır'ın
Bismil İlçesi yakınlarındaki Üçtepe Höyük'te yapılan ve henüz bitirilmemiş olan kazı çalışmalarında
ise 2. Bin, Yeni Asur, Helenistik ve Roma İmparatorluk dönemine tarihlenen önemli bir merkez ortaya çıkarılmıştır.
Öte yandan Lice yakınlarındaki Birkleyn mağaraları ve Eğil'deki Eğil Kalesi ve kayalardaki kitabeler
Asurlardan kalan önemli eserler bulunmuştur. Diyarbakır'ın
kent merkezinin tarihine baktığımızda ise; M.Ö. 3. Binde kente Hurri-Mitaniler'in egemen olduklarını
görüyoruz. M.Ö. 1260'a dek egemenliklerini sürdüren Hurri-Mitaniler'den sonra sırasıyla Asurlular, Aramiler, Urartular,
İskitler, Medler, Persler, Makedonyalılar, Selevkoslar, Partlar, Büyük Tigran İdaresi, Romalılar, Sasaniler,
Bizanslılar, Emeviler, Abbasiler, Şeyhoğulları, Hamdaniler, Mervaniler, Selçuklular, İnaloğulları,
Nisanoğulları, Artuklular, Eyyübiler, Moğollar, Akkoyunlular, Safeviler ve Osmanlılar Diyarbakır'a
egemen olmuşlardır. Bu uygarlıklar arasında
Diyarbakır'da en fazla tarihi eser yapan ve iz bırakanlar Romalılar, Abbasiler, Mervaniler, Selçuklular, Artuklular,
Hıristiyan ve Osmanlılar olmuştur. Diyarbakır sadece Roma-Bizans değil aynı zamanda Müslüman,
Pers, Arap ve Tür devletlerinin zengin tarihi ve kültürel değerlerini taşıyan ortak bir kültür mirası
olarak günümüze kadar gelmiştir. Özellikler surlarda birçok medeniyetlerin izlerini kitabe, süsleme, figür, kapı
veya görkemli burç şeklinde en canlı şekilde görebilmekteyiz.
|